Haftasonu Dragon Boat Festival vardi Shangrila' da. Plajda oglumla kum-deniz keyfi yaparken coskulu muzik kanimi kaynatti.. Ve gozlerimi oglumdan ayirip etrafimdaki insanlari farkettim... saglikli, neseli, civil civil GENC insanlar.. Enerji dolu, motive, kaygisiz, hayattan zevk alan ve onlerinde yasanasi kocaman bir gelecek. Kendimi cok yasli hissettim. Ici gecmis, demotive, hayati sorgulamadan bir dakikasi gecmeyen, kaygili... Hep boyle hissetmiyorum elbette ama o kadar genc insanin icinde kendimi gercekten boyle hissettim.
Bir sey daha hissettim, haksizliga ugramis gibi hissettim. Kendi gencligimi, 15-25 yas arasi hayatimi dusundum. Kotu degildi ama o kadar cok engellenmislik goruyorum ki. Surekli arkadaslar mi anne mi tercihi yapan, yapmasa da dusunmek zorunda birakilan, haftasonlarinda arkadaslariyla ozgurce plan program yapamayan, erkek arkadas bile edinmeye korkan, hata yapmaktan korkan bir ben.. En sevdigim anilarim Erdek'teki yazligimiza ait. Genc olabildigim, azicik baskidan uzak kalabildigim, kendimi ozgur hissedebildigim tek yer. Gozlerimi kapadigimda sabah erkenden kalkip bisiklete bindigimde yuzume carpan ruzgar, kumsalda yalniz basima denizi seyrederken hissettigim huzur, arkadaslarimla kumsalda kosturmacalarimiz, enerjimiz geliyor aklima. Ama hep hesap yapmak zorundaydim.. Gec kalirsan hesap ver, bir yere gitmek istediginde mutlaka mantikli bir aciklama bul, barlardan uzak dur, sakinha yalan soyleme, hep dogru kararlar ver, taskinlik yapma... Niye ki? Yani 15 yasinda bir genc hata da yapmali, yalan da soylemeli, taskinlik da yapmali ki ogrenebilsin. Adim atmaktan korkmasin. Burada kendini bilmez, hayati tehlikeye sokacak taskinliklardan bahsetmiyoruz. Ama benim o kadar aklim vardi zaten keske annemle babam bana biraz daha guvenebilselerdi, kendi kaygilarindan baskarini kaldirip azicik benim ne istedigimi gorebilselerdi. Her hareketimde onlari hayal kirikligina dusurmekten o kadar korkmasaydim keske, gec kaldigimda veya arkadaslarimla haftasonu bir sey yaptigimda anneme onu ne kadar sevdigimi, arkadaslarimi ona tercih etmedigimi kanitlamak zorunda hissetmeseydim keske. Kimseyi suclamiyorum. Kendimle hesaplasiyorum sadece. Bir daha genc olamayacagim, keske tadini cikartabilmis olsaydim. Cok cabuk buyudum, olgun davranmak olgun olmak zorunda kaldim. Kendi oglum icin dilegim, doya doya gencligini yasamasi, hep genc hissedebilmesi, o enerji ve askin hic bitmemesi.
Benim neden psikanalize gittigimi bir turlu anlayamayan bir annem var. bu satirlari okursa neler hissedecegini biliyorum. Beni nankorkukle suclayacak, harika bir gencligimin oldugunu, onlarin sahip olmadigi herseye sahip oldugumuzu, biz yazlikta kalabilelim diye nasil saclarini supurge ettigini anlatacak, asil kendisinin neler hissettigine getirecek konuyu.. O da haklidir, ama ben bunlarin hicbirinin sorumlusu degilim. Ama benim gencligimden kalan izlerin sorumlusu annem. Sahip oldugum guzelliklerde de icimde acilmis derin yaralarda da onun izleri var. Bir gun bunlarin hepsini, yargilanmadan annemle konusabilmeyi diliyorum. Soylediklerimin hicbirinin "seni sevmiyorum" anlamina gelmedigini bilsin istiyorum. Bir gun, bundunyadan gocmeden bunu yapabilmeyi diliyorum..
Haftaya cok bunalim basladim.. Hadi hayirlisi..
Ciktim bir yola.. adim adim yasamin getirdiklerini kesfediyorum, kendimi kesfediyorum. Su yolunu bulacak ve buna benimle birlikte sahitlik edin istiyorum.. Kim bilir, sizlerin de yelken acmaniza onculuk eder belki benim seruvenim.
Saturday, October 6, 2012
Thursday, October 4, 2012
Sabotajci "Hayir"lar
Koclukla ilgili birseyler okuyorum. Diyor ki:
Eger kafanizda belli bir sonucu almak uzerine sabitlendiyseniz alacaginiz " hayir" cevabi size kendinizle ilgili bir yargilama gibi gelir ve basari ihtimaliminizi sabote edersiniz.
Cok yakin buldum kendime. Mesela dun finans departmani ile yaptigim bir toplantiya su beklentiyle gittim "ben onlara verileri saglayayim modellemeyi finansci kursun" almak istedigim sonuc bu olarak gittim. Ama toplanti sirasinda modellemeyi de benim yapmam gerektigi konusunda konusulmaya baslandi. Ic sesim birden "noluyor ya, hayir kesinlikle olmaz, ben sadece verileri saglarim onlar bunlari modellerine koyup calistirmalilar" demeye basladi ve sinirlendigimi farkettim. Bi iki saniye kendimi dinledim ve baska bir sesin "aslinda soylediklerinin mantikli bir yani var, benim yapmam daha mantikli" dedigini isittim. Karsimdaki kisi yalin bir lisanda kendi gerekceleriyle anlatiyordu bana neden bunu benim yapmam gerektigini. Ilk harekete gecen " sabotajci hayir" oldu, karsimdakinin dedigini "Hayir!" olarak algiladim - istedigimi elde edemedigim icin bunun bana karsi kisisel bir "hayir" oldugunu hissedip ofkelendim. Eger buradan devam etseydim muhtemelen ben de diretecek, ne dediklerini dinlemeyecek illa kendi istedigimi elde etmek icin toplantiyi surukleyecektim. Ama dinledim, bunun kisisel bir hayir olmadigini, somut ve mantikli gerekceleri oldugunu gordum ve ikna oldum.
Bunun gibi ornekleri gun icinde defalarca yasiyoruzdur kesin. Ben cok yasardim eskiden, kafamda sabitlenmis fikirler ve almak istedigim sonuclarla dolasirken dogrusu iletisime pek acik olamiyorsunuz ve sonuc alamadiginiz zaman da kendinizi hakaret edilmis, basarisiz, deger verilmemis hissedip ofkeleniyorsunuz. Ben hayatimi sabote eden "hayir" lara karsi biraz daha dikkatli olmaya karar verdim. Artik karsimdakinden hayir cevabi alip icimde yukseken bir ofke hissedersem once bir durup neden ofkelendigimi anlamaya calisicam. Iste hayatimin kalitesini yuksetecek bir kesif daha ;) paylasmak istedim.
Eger kafanizda belli bir sonucu almak uzerine sabitlendiyseniz alacaginiz " hayir" cevabi size kendinizle ilgili bir yargilama gibi gelir ve basari ihtimaliminizi sabote edersiniz.
Cok yakin buldum kendime. Mesela dun finans departmani ile yaptigim bir toplantiya su beklentiyle gittim "ben onlara verileri saglayayim modellemeyi finansci kursun" almak istedigim sonuc bu olarak gittim. Ama toplanti sirasinda modellemeyi de benim yapmam gerektigi konusunda konusulmaya baslandi. Ic sesim birden "noluyor ya, hayir kesinlikle olmaz, ben sadece verileri saglarim onlar bunlari modellerine koyup calistirmalilar" demeye basladi ve sinirlendigimi farkettim. Bi iki saniye kendimi dinledim ve baska bir sesin "aslinda soylediklerinin mantikli bir yani var, benim yapmam daha mantikli" dedigini isittim. Karsimdaki kisi yalin bir lisanda kendi gerekceleriyle anlatiyordu bana neden bunu benim yapmam gerektigini. Ilk harekete gecen " sabotajci hayir" oldu, karsimdakinin dedigini "Hayir!" olarak algiladim - istedigimi elde edemedigim icin bunun bana karsi kisisel bir "hayir" oldugunu hissedip ofkelendim. Eger buradan devam etseydim muhtemelen ben de diretecek, ne dediklerini dinlemeyecek illa kendi istedigimi elde etmek icin toplantiyi surukleyecektim. Ama dinledim, bunun kisisel bir hayir olmadigini, somut ve mantikli gerekceleri oldugunu gordum ve ikna oldum.
Bunun gibi ornekleri gun icinde defalarca yasiyoruzdur kesin. Ben cok yasardim eskiden, kafamda sabitlenmis fikirler ve almak istedigim sonuclarla dolasirken dogrusu iletisime pek acik olamiyorsunuz ve sonuc alamadiginiz zaman da kendinizi hakaret edilmis, basarisiz, deger verilmemis hissedip ofkeleniyorsunuz. Ben hayatimi sabote eden "hayir" lara karsi biraz daha dikkatli olmaya karar verdim. Artik karsimdakinden hayir cevabi alip icimde yukseken bir ofke hissedersem once bir durup neden ofkelendigimi anlamaya calisicam. Iste hayatimin kalitesini yuksetecek bir kesif daha ;) paylasmak istedim.
Meditasyon
Uzun zamandir duydugum ama bir turlu denemek icin adim atmadigim bir seydi meditasyon. Gectigimiz sali ilk denememi yaptim. Bir suru meditasyon cesidi varmis, benim katildigim raja yoga olarak geciyormus. Egitmen de aslinda iki senedir meditasyon ogrenen biriydi, kendi ogrendiklerini paylasmaya karar vermis. Henuz meditasyon nedir bir sey anlamadim baslangic seviyesi 4 ders olacak toplam hepsine gidicem.
Sinifa girdigimde los isikli ortam, arka fondaki dingin muzik ve insanlarin sessizligi beni cok etkiledi. Konusmacilarin sakin ses tonlari da gercek otesi geldi bana. Yani kendi konusmami ses tonumu dusundum bir de onlarinkini, benimki fazla coskulu onlarinki ise fazla dingin geldi bana. On yil meditasyon yapsam da o tonda konusamam gibi hissettim.
Egitmen bazi sorular sordu.. Tek kelime ile ne aradiginizi soyleyin dedi. Sinifin cogu huzur, mutluluk, sakinlik gibi cevaplar verdi.
Sonra kim oldugunuzu biliyor musunuz diye sordu. Buna ilk ben cevap verdim. Dedim ki "ben annemin, babamin, isverenimin, arkadaslarimin, ikiskilerimin olmami istedigi kisiyim.. O yuzden kim oldugumu bilmiyorum ve hayatimda ilk defa bunu kesfetmek icin yola ciktim ". Birkac kisi daha benim gibi bissettigini itiraf etti. Iki yasinda bir oglum var ve onun kendi isteklerini, duygularini ozgurce dile getirme ihtiyacini kesfedince kendimin bu ozgurluge sahip olamadigimi daha iyi gordum dedim. Oglumdan cok sey ogreniyorum dedim ki bu cok dogru.
Odada yaklasik 25 kisi falandik ve arap, hintli, ingiliz, isvec, turk ve bilemedigim bir iki irk daha vardi, ne kadar farkli oldugumuzu ama ayni ortak arayistan dolayi o odada oldugumuzu dusunmek beni cok etkiledi. Ust duzey yonetici, ev kadini, hatta 15 yaslarinda bir ogrenci de vardi aramizda. Kim oldugumuzla ilgili konusmada su beni cok etkiledi, kendimizi tanitirken yasamin bize verdigi unvanlari anneyim, ogrenciyim ya da mudurum vs gibi unvanlar kullaniyoruz ama bunlarin hicbiri kalici degil. Adimizla kendimizi tanitiyoruz ama onu bile secme sansimiz yok, ironik degil mi? O halde kim oldugumuz bunlarin otesinde bir sey.. Umarim gorebilicem bir gun ;)
Bu meditasyon tipinde gozler acik yapiliyor meditasyon. Ama ben yapamadim, cok zorlandim. Diyor ki, gun icindeki stresli anlarda huzura ihtiyacimiz var ve gozlerimizi kapatip huzur aramaya firsatimiz olmayabilir. Mantikli ama zor.. Bakalim basarabilecek miyim.
Halen meditasyonun insanin icindeki sorunlari cozmekte nasil bir faydasi oldugunu kavrayamiyorum. Ben psikanaliz sayesinde beni rahatsiz eden, yasam kalitemi bozan her duygunun arkasinda bir neden, benimle ilgili bir tecrube-ani oldugunu biliyorum ve bunlari gorerek, cozerek ilerliyorum. Simdi dusunuyorum hayatimda psikanaliz olmasaydi, yasadigim sikintilar karsisinda meditasyon acaba nasil bir konfor getirecekti. Sorunlari cozmektense gormezden gelme yolu gibi hissettiriyor su anda.... Sorunu unut, icine bak, huzur icinde.. Huzur icimde fikrind karsi degilim ama o huzuru bloke eden o kadar cok yoksunluklar, kaygilar var ki meditasyon bunlarin giderilmesinde bir rol oynuyor mu o kismini anlayamadim. Zamanla kesfedip paylasacagim :)
Sinifa girdigimde los isikli ortam, arka fondaki dingin muzik ve insanlarin sessizligi beni cok etkiledi. Konusmacilarin sakin ses tonlari da gercek otesi geldi bana. Yani kendi konusmami ses tonumu dusundum bir de onlarinkini, benimki fazla coskulu onlarinki ise fazla dingin geldi bana. On yil meditasyon yapsam da o tonda konusamam gibi hissettim.
Egitmen bazi sorular sordu.. Tek kelime ile ne aradiginizi soyleyin dedi. Sinifin cogu huzur, mutluluk, sakinlik gibi cevaplar verdi.
Sonra kim oldugunuzu biliyor musunuz diye sordu. Buna ilk ben cevap verdim. Dedim ki "ben annemin, babamin, isverenimin, arkadaslarimin, ikiskilerimin olmami istedigi kisiyim.. O yuzden kim oldugumu bilmiyorum ve hayatimda ilk defa bunu kesfetmek icin yola ciktim ". Birkac kisi daha benim gibi bissettigini itiraf etti. Iki yasinda bir oglum var ve onun kendi isteklerini, duygularini ozgurce dile getirme ihtiyacini kesfedince kendimin bu ozgurluge sahip olamadigimi daha iyi gordum dedim. Oglumdan cok sey ogreniyorum dedim ki bu cok dogru.
Odada yaklasik 25 kisi falandik ve arap, hintli, ingiliz, isvec, turk ve bilemedigim bir iki irk daha vardi, ne kadar farkli oldugumuzu ama ayni ortak arayistan dolayi o odada oldugumuzu dusunmek beni cok etkiledi. Ust duzey yonetici, ev kadini, hatta 15 yaslarinda bir ogrenci de vardi aramizda. Kim oldugumuzla ilgili konusmada su beni cok etkiledi, kendimizi tanitirken yasamin bize verdigi unvanlari anneyim, ogrenciyim ya da mudurum vs gibi unvanlar kullaniyoruz ama bunlarin hicbiri kalici degil. Adimizla kendimizi tanitiyoruz ama onu bile secme sansimiz yok, ironik degil mi? O halde kim oldugumuz bunlarin otesinde bir sey.. Umarim gorebilicem bir gun ;)
Bu meditasyon tipinde gozler acik yapiliyor meditasyon. Ama ben yapamadim, cok zorlandim. Diyor ki, gun icindeki stresli anlarda huzura ihtiyacimiz var ve gozlerimizi kapatip huzur aramaya firsatimiz olmayabilir. Mantikli ama zor.. Bakalim basarabilecek miyim.
Halen meditasyonun insanin icindeki sorunlari cozmekte nasil bir faydasi oldugunu kavrayamiyorum. Ben psikanaliz sayesinde beni rahatsiz eden, yasam kalitemi bozan her duygunun arkasinda bir neden, benimle ilgili bir tecrube-ani oldugunu biliyorum ve bunlari gorerek, cozerek ilerliyorum. Simdi dusunuyorum hayatimda psikanaliz olmasaydi, yasadigim sikintilar karsisinda meditasyon acaba nasil bir konfor getirecekti. Sorunlari cozmektense gormezden gelme yolu gibi hissettiriyor su anda.... Sorunu unut, icine bak, huzur icinde.. Huzur icimde fikrind karsi degilim ama o huzuru bloke eden o kadar cok yoksunluklar, kaygilar var ki meditasyon bunlarin giderilmesinde bir rol oynuyor mu o kismini anlayamadim. Zamanla kesfedip paylasacagim :)
Tuesday, October 2, 2012
Eylul 2012
Hayatimda ilk defa tanimlayamadigim farkli duygular yasiyorum.. Bir suru ilki yasiyorum ve hepsi Eylul 2012 de basladi. Adim atmayi, yurumeyi yeni yeni ogreniyorum sanki. Kendimi bir o kadar heyecanli ama bir o kadar da dengesiz hissediyorum. Bir sihirli degnek degdi uzerime sanki bir anda kalkip ciplak ayaklarimla yurumeye basladim. Hicbirseyin "biranda" olmadigini biliyorum ama oyle hissettiriyor. Siklikla kullandigim SU YOLUNU BULUR tabiri var ya, iste benim icin gerceklesen bu oldu bu eylul ayinda. Farkli hissediyorum, degisimi hic bu kadar derinlemesine hissetmemistim icimde. Belirsizlikler hic bu kadar heyecan katmamisti hayatima. Ben colun ortasinda kirmizi isik olsa yesil yanana kadar adim atamayacak kadar kaygili bir insandim belirsizliklere adim atmak konusunda. Simdi ise ayaklarimi o gomdugum kum havuzundan cikardim, silkelendim ve adim adim yuruyorum. Hayatimdan ilk defa bu kadar keyif aliyorum sanki. Bu onceki hayatimi hic keyifli bulmadigim anlamina gelmiyor elbette ama zincirlerim olmadan cok daha keyif aliyorum kesinlikle.
Eylul 2012 neler getirmis hayatima bir bakayim:
Eylul basinda istifa ettim- tamam mi devam mi halen belli degil
LemiSphere hayata gecirme calismalarina basladim
Spora basladim ve haftada iki gidiyorum- hep spor yapmaliyim der ama yapmazdim bu sefer kendiliginden oluverdi, bir bakiyorum tipis tipis is cikisi spora gitmisim :)
Bu blogu yazmaya basladim :) oldugum gibi, icimden geldigi gibi.. Defolarimla guzelliklerimle..
Life Coaching egitimlerine yazildim, kendime hedef koydum life coach sertifikasini almak icin
Iste boyle.. Artik iliskilerimde (is, ask, dostlar vs) paspasin altindaki anahtar olmamaya karar verdim. Ben degerliyim ve bu degeri bilmeyenle hicbir guzelligi paylasmak istemiyorum. Insanlarin bana deger vermesine olan ihtiyacim da degil bu, sanirim ben kendi degerimi yeni yeni farkediyorum artik ve paspasin altinda ne isim var diye soruyorum kendime :) o gunler geride kaldi.. Eylul 2012 gibi.. Simdi hosgeldin Ekim 2012 : )
Eylul 2012 neler getirmis hayatima bir bakayim:
Eylul basinda istifa ettim- tamam mi devam mi halen belli degil
LemiSphere hayata gecirme calismalarina basladim
Spora basladim ve haftada iki gidiyorum- hep spor yapmaliyim der ama yapmazdim bu sefer kendiliginden oluverdi, bir bakiyorum tipis tipis is cikisi spora gitmisim :)
Bu blogu yazmaya basladim :) oldugum gibi, icimden geldigi gibi.. Defolarimla guzelliklerimle..
Life Coaching egitimlerine yazildim, kendime hedef koydum life coach sertifikasini almak icin
Iste boyle.. Artik iliskilerimde (is, ask, dostlar vs) paspasin altindaki anahtar olmamaya karar verdim. Ben degerliyim ve bu degeri bilmeyenle hicbir guzelligi paylasmak istemiyorum. Insanlarin bana deger vermesine olan ihtiyacim da degil bu, sanirim ben kendi degerimi yeni yeni farkediyorum artik ve paspasin altinda ne isim var diye soruyorum kendime :) o gunler geride kaldi.. Eylul 2012 gibi.. Simdi hosgeldin Ekim 2012 : )
Monday, October 1, 2012
Cafe shakespeare
Bu Cafe'ye BAYILIYORUMMM! Ilk Central Market'te gitmistim, simdi ise Mushrif'teki subesini denedim ve inanilmaz keyif aldim. Cok daha genis bir alan. Dekorasyon beni kendimden geciriyor :) Renklerin birbiri ile zitligi ve uyumu, dekorlarin yine hem karmasik ama bir o kadar da uyum icinde olmasi.. Cok basarili cok!
Konum: Central Market ve Mushrif'te 31. caddeden iceri girince ilk sagdaki sokagin icinde.
Menu: Zengin bir menusu var. Kahvalti secenekleri, salatalar, saj vs..
Denediklerim: Kahvalti secenekleri guzel tatlilar vitrinde cok guzel gozukse dekorasyon kadar basarili degil :) American ya da English breakfast ya da eggs any style tercih edilebilir. Eggs benedict hic guzel degil. Kahve yaninda gelen kurabiyeler hep taptaze ve nefisssssss
Fiyat: Orta kivamda
Ortam: Dedim ya... harika :)
Servis: Biraz yavas..
Tekrar gider miyim? Kesinlikle evet :)
Bir de foto :)
Konum: Central Market ve Mushrif'te 31. caddeden iceri girince ilk sagdaki sokagin icinde.
Menu: Zengin bir menusu var. Kahvalti secenekleri, salatalar, saj vs..
Denediklerim: Kahvalti secenekleri guzel tatlilar vitrinde cok guzel gozukse dekorasyon kadar basarili degil :) American ya da English breakfast ya da eggs any style tercih edilebilir. Eggs benedict hic guzel degil. Kahve yaninda gelen kurabiyeler hep taptaze ve nefisssssss
Fiyat: Orta kivamda
Ortam: Dedim ya... harika :)
Servis: Biraz yavas..
Tekrar gider miyim? Kesinlikle evet :)
Bir de foto :)
Hicbirseyin fazlasi iyi degildir sevginin bile
Canimdan cok sevdigim insanlarin cektikleri acilara sahit olmak ve elimden hicbirsey gelmemesi beni cok uzuyor. Elimden gelen en iyi destek iyi bir dinleyici olmak, ben de bunu ogrenmeye calisiyorum. Son gunlerde katildigim egitimlerde ogrendigim aktif dinleme bana bu konuda cok yardimci oldu. Kocasindan dayak yiyen bir sevdigim, adi HEPGUL olsun, bana esiyle yasadigi tatsizligi anlatti. Bu ilk degil.. Daha once de benzer seyler yasadi. Daha evvel onu dinlerken hep "uzulme - hersey yoluna girer - eger mutlu degilsen ayril" gibi derdine care uretmeye calistigim yonlendirmelerde bulunuyordum. Ama bu sefer sadece aktif dinleme yaptim. O anlattikca ben onu anladigimi belirttim, soyle hissediyor olmalisin, boyle hissediyor olmalisin diyerek onun kendini benim agzimdan tekrar duymasina yardimci oldum.. Bu gercekten de HEPGUL'un rahat rahat icini dokmesini ve duygularini daha iyi anlayabilmesini sagladi. "Ama sen de soyle yapsaydin, boyle yapsaydin"lar hep dilimin ucuna geldi ama kendimi tuttum cunku biliyorum ki benim uretecegim cozumlere ihtiyaci yok. Sadece dinlenmeye ve anlasilmaya ihtiyaci vardi. Dilerim konusarak, icini bosaltarak rahatlamasina yardimci olabilmisimdir.
Psikanalizde de yapilan bu aslinda, kisinin duygularini ifade etmesini saglayarak kaygilarini ortaya cikariyor ve sonra da bu kaygilari gidermek uzerine calisiyor. Ben de sevdiklerimin kaygilarini gorebiliyorum.. Ama gidermek benim elimde degil elbette.
Mesela HEPGUL'e kavga-dayak sonrasinda ne yaptiklarini sordum. Hicbirsey yokmus gibi hayatlarina devam ettiklerini soyledi. Buradan birbirlerini kaybetme korkularinin cok derin oldugunu ve bu yuzden de sorunlarini konusarak yuzlesmek yerine ortmeyi tercih ettiklerini dusundum. Simdi bu insana 'ayril o zaman kocandan' demek tabii ki ise yaramiyor cunku onun sevgisini kazanmaya, ondan deger gormeye oyle muhtac ki dayak da yese kapiyi carpip gidemiyor.
HEPGUL diyor ki ben onlara herseyimi verdim, cok sevdim, kendi hayatimdan vazgectim... onlar KARSILIGINDA ne yapti?... Ipler burada kopuyor zaten.. Eger yaptigin seyi KARSILIK bekleyerek yaparsan karsindaki bunu hisseder. Sen sonsuz sevgi verdigini de dusunsen karsindaki kendini hic sevilmemis hisseder cunku beklentinin gerceklesmesi icin seviyorsundur..
"Hayatimdan vazgectim, keske yapmasaymisim.." Bazen yaptigimiz seyler siniri asar ve kendi hayatimizdan odun vermeye baslariz FEDAKARLIK yapmaya baslariz. Ama fedakarlik yapmak karsimizdakinin omuzlarina cok buyuk bir yuk bindirir. SIKINTI verir. Bir gun o ugruna neler feda ettiginiz kisi karsiniza gecer "yapmasaydin, ben mi yap dedim" diyiverir.. Haklidir da :) Ama bunu duymak hic de kolay degildir. Dunyasi yikilir insanin. Herseyin fazlasi zarar.. SEVGININ BILE... Iliskilerimizde sevgiye kocaman bir yer acalim ama adini FEDAKARLIK koymayalim, KARSILIGINDA bizi sevmelerini beklemeyelim.. Biz zaten kendimizle barisik, karsiliksiz kosulsuz sartsiz sevebilen bir insan olursak seviliriz de.. HEPGUL un de bir gun bunlari anlamasini diliyorum..
Psikanalizde de yapilan bu aslinda, kisinin duygularini ifade etmesini saglayarak kaygilarini ortaya cikariyor ve sonra da bu kaygilari gidermek uzerine calisiyor. Ben de sevdiklerimin kaygilarini gorebiliyorum.. Ama gidermek benim elimde degil elbette.
Mesela HEPGUL'e kavga-dayak sonrasinda ne yaptiklarini sordum. Hicbirsey yokmus gibi hayatlarina devam ettiklerini soyledi. Buradan birbirlerini kaybetme korkularinin cok derin oldugunu ve bu yuzden de sorunlarini konusarak yuzlesmek yerine ortmeyi tercih ettiklerini dusundum. Simdi bu insana 'ayril o zaman kocandan' demek tabii ki ise yaramiyor cunku onun sevgisini kazanmaya, ondan deger gormeye oyle muhtac ki dayak da yese kapiyi carpip gidemiyor.
HEPGUL diyor ki ben onlara herseyimi verdim, cok sevdim, kendi hayatimdan vazgectim... onlar KARSILIGINDA ne yapti?... Ipler burada kopuyor zaten.. Eger yaptigin seyi KARSILIK bekleyerek yaparsan karsindaki bunu hisseder. Sen sonsuz sevgi verdigini de dusunsen karsindaki kendini hic sevilmemis hisseder cunku beklentinin gerceklesmesi icin seviyorsundur..
"Hayatimdan vazgectim, keske yapmasaymisim.." Bazen yaptigimiz seyler siniri asar ve kendi hayatimizdan odun vermeye baslariz FEDAKARLIK yapmaya baslariz. Ama fedakarlik yapmak karsimizdakinin omuzlarina cok buyuk bir yuk bindirir. SIKINTI verir. Bir gun o ugruna neler feda ettiginiz kisi karsiniza gecer "yapmasaydin, ben mi yap dedim" diyiverir.. Haklidir da :) Ama bunu duymak hic de kolay degildir. Dunyasi yikilir insanin. Herseyin fazlasi zarar.. SEVGININ BILE... Iliskilerimizde sevgiye kocaman bir yer acalim ama adini FEDAKARLIK koymayalim, KARSILIGINDA bizi sevmelerini beklemeyelim.. Biz zaten kendimizle barisik, karsiliksiz kosulsuz sartsiz sevebilen bir insan olursak seviliriz de.. HEPGUL un de bir gun bunlari anlamasini diliyorum..
Ikinci siparis
Bugun sirketten sekreter arkadasim operasyon geciren bir arkadasimiz icin Get Well Soon karti yapmami istedi :) Departmanca cicek ve kart yollayacakmisiz, normalde gidip disardan aliyorum ama sen daha guzelini yapabilirsin dedi :) Aksam bu hevesle ilk buyuk boy kartimi yaptim. Bakalim begenecekler mi :)
Sag alt koseye el yazisiyla da olsa designed by LemiSphere yazdim :) Logo tasarimim hazir olana kadar boyle idare edicez artik :)
Subscribe to:
Posts (Atom)