Showing posts with label Cocuk gelisimi. Show all posts
Showing posts with label Cocuk gelisimi. Show all posts

Tuesday, January 8, 2013

Yeni bir Kaan

Oglumla ilgili de birkac satir yazayim. Son zamanlarda Kaan cok buyudu. Daha bagimsiz, daha aktif bir cocuk oldu. Bunda benim kendi hayatimi yasamaya baslamamin cok etkisi var sanirim. Parentology egitiminde ogluma verdigim sozlerden biri "annen kendi hayatini yasayacak" idi. Cunku ben "sizin yuzunuzden hic sosyal hayatim olamadi" diyen bir annenin kiziyim. Sonra evde kalmaya basladiktan sonra kendime vakit ayirmakta nasil zorlandigimi terapistime anlatirken "ama bu pek de kendi hayatini yasayan anne olmuyor oyle degil mi" deyince bir anda aydinlandim. Istanbul donusu kapilar kilitlenmeye basladi. Tuvalete giriyorum, banyoya giriyorum ve kapiyi kilitliyorum.. Kaan bir iki gun kapida agladi sonra tipis tipis odasina gitmeye basladi. Aksam uyurken kapimi kapatiyorum - artik gece yanima gelmiyor :) Hobi veya is yaparken kapimi kilitliyorum, anliyor. Bu Kaan'a kendisinin de anneden bagimsiz bir hayati olabilecegini gosterdi. Sadece bu degildir belki de, ayni zamanda buyuyor da.. Ben de buyuyorum, oglum da... Ogretmeni bile yeni donemde bambaska bir Kaan goruyorum dedi. Kendine guveni artmis, daha neseli, cocuklarla kaynasan, sinif icinde daha aktif.. Buyu benim guzel oglum.. Annen zamaninda buyuyemedi, sen buyu...

Monday, November 26, 2012

PART2> Ogretmen kimin problemini cozmeye calisiyor?

Bugun okula gittigimde Kaan'i merdivenlerden asagi ayni kiyafetlerle inerken gorunce icime sular serpildi, ogretmenine tesekkur ederim bir cozum bulmussunuz sanirim dedim. Bana bugun altina hic yapmadi cunku zorla tuvalete oturttum demez mi! Biz aslinda cocuklari zorlamayiz ama siz zorlayin dediginiz icin yaptim dedi bir de... Kan beynime sicradi :( Hemen sordum, siz zorlayinca uzuldu mu, reaksiyonu ne oldu diye. Istemedi ama ben sarki soyleyip oyunlar oynatip dikkatini dagittim dedi bir de.. Yani ozru kabahatinden beter, oglum uzulduyse bile uzuntusunu disa vurmasina izin vermeyip bak kus bocek muhabbeti yapilmis :( Bu kadin gercekten benim bir ogretmenden beklentilerime cevap verecek duzeyde bir egitmen degil. Sabah Burak'in onerisi olan basamagi kullandirdi mi diye sordum, yooo esiniz oyle bir sey soylemedi dedi. Anlamamis bile Burak'in soyledigini, dinlemiyor derken dogru teshis etmisim kesinlikle. Bana yine ayni dilleri dokmeye calisti, butun ogretmenlere sormus, hepsi ayni seyi soylemisler "cocuklar evde farkli, okulda farklidir" bana bunu kabul ettirmeye calisiyor var gucuyle. Daha fazla didismedim. Dogru mudurun odasina gittim. Anlattim. Benim Montessori egitimini secmekteki amacim kucuk yastan itibaren bir birey gibi davranilarak kendine guvenen cocuklar yetistirilmesi idi.. Ama karsilastigim sey bundan cok uzak dedim. Oglumun bir sikintisi var ve cocuklar boyledir diyerek gecistiriliyor ve training pant giydirilmesi oneriliyor, bu konuda biraz meraklanin cozum bulun dedigim ogretmen ertesi gun bana oglunuzu zorla tuvalete oturttum diyor! Ustelik ben oyle demisim. Ogretmeni degistirmek istiyorum dedim. Mudure hanim beni "mudure hanim" gibi dinledi.. oo cok haklisiniz vs vs.. Ama nedense beni tatmin etmedi, yine beni duymadigini hissettim- kizgin bir veliyi yatistirarak gorevini yapan bir mudureyi gordum karsimda. ogretmen ile konusacakmis, persembe tekrar gorusecegiz bakalim. Hislerimde hakli mi cikicam bakalim. Sanirim ogretmen degisimi konusunda israrli olucam. Kaan ogretmenine alisti ama cok baglandigini dusunmuyorum. Sinif degistirmek belki zor olur ama halen ayni yuvada olacagi icin cabuk alisir. Baska bir ogretmen daha iyi cikacak mi benim beklentilerim dogrultusunda hicbir fikrim yok. Ama elimden gelenin en iyisi bu gibi duruyor ve denemezsem oglumun iyiligi icin cabalamamis hissedicem kendimi. Bakalim. Gorelim neler olacak.

Sunday, November 25, 2012

Ogretmen kimin problemini cozmeye calisiyor?

Kaan tuvalet kullanmaya basladi :) Terapistimle cok degil iki ay evvel tuvalet egitimi konusunu da konusmustuk. Cocuklar hazir olduklarinda kendiliklerinden bezi birakirlar anne de Kaan buyudu artik der ve bezleri kaldirir bu kadar demisti.. Tam inanamamistim ama tuvalet egitimi planlarimi da rafa kaldirmistim. Tuvalet adaptoru alip odasindaki tuvalete koymustum ve hazir oldugunda bez yerine don giyecek benim oglum ve tuvalete yapicak cis kakasini demistim. Bu kadar..
Gecen hafta bir gun "no bez no bez" dedi ve don giydi. Bezleri kaldiralim artik annecim dedim evet dedi. Ve o gunden beri tuvalet kullaniyor!

Yalniz bir sorunumuz var.. Yuvada ilk gun gayet guzel cise gitti, hic kazasiz dondu eve. Ama ikinci gun altina kaka yapti ve cocuk tersine dondu. Evde bile tuvalete gitmez oldu. Karsima alip konustum, don giymeyi tuvalete cis-kaka yapmayi gercekten istediginden emin oldum once. Sonra okulda ne yasadigini anlamaya calistim, uzulmus altina kaka yapinca. Ama tabii otesini anlayamadim yani ogretmen kotu mu davrandi, davranisi ile hosnutsuzlugunu mu ifade etti, zorladi mi... bu detaylari bilmiyorum. Konusmak ise yaradi ve oglum tuvalet kullanmaya devam etti.

Dun okula giderken tuvaleti kullanacagina inaniyordum cunku okulsuz gecen 4 gunde tek bir kaza olmamisti. Ama tum gun uzerine yapmis oglum. Ogretmeni geldi konusmaya, Kaan tuvalete goturdugumuzde yapmiyor ve bize soylemiyor. Uzerine yapinca soyluyor. Temizlemek cok zor oluyor, training pant giydirebilirsiniz diger aileler boyle yapiyorlar dedi. Fittirdim! Artik bu "cok zor oluyor" kelimesini duymak istemiyorum sizden, cocuk gecis asamasinda, sizden destek bekliyorum dedim. Kaan evde tuvaleti cok guzel kullaniyor ve kendi istegiyle basladi ve belli ki okulda bir sikintisi var, bu konuda MERAKLANMANIZI bekliyorum sizden dedim. Evet, evinde tuvaleti duzgun kullanabilen bir cocuk benim gozetimimdeyken acaba neden tuvaleti kullanmakta sikinti cekiyor diye dusunmesini, kafa yormasini istiyorum. Ama ogretmen icin Kaan'in icinde bulundugu durumdan once kendi icinde bulundugu durum oncelikli gozukuyor. Aman egitim donu giysin de rahat edelim, ortalik batmasin! Ogretmen once kendi sorununu cozmeye calisiyor. Dedim giydirmiycem cunku bunu yapmak demek "Kaancim sana guvenmiyorum, altina yapacagini da kabul ediyorum o yuzden sana egitim donu giydiricem" demek olur ben ogluma guveniyorum, siz de guvenin bence dedim.

Ona soylediklerimi duydu mu emin degilim cunku surekli "biz hep tuvalete goturuyoruz, biz cok iyi davraniyoruz, korkutmuyoruz, Amelia cok tatlidir vs vs vs.." hep savunma cumleleri.. Bir durup dusunmuyor. Cunku kendine - sinifina donup bakmasi ve belki de yaklasimini degistirmesi gerekecek. Onun yerine bana kendi dogru bildigini kabul ettirmeye calisiyor "cok cocuk var boyle, evde yapiyorlar okulda yapmiyorlar, bazi cocuklar boyledir, evde baska okulda baska!" Kesinlikle katilmadigimi soyledim. Kaan ayni Kaan - tuvaletinin ne zaman geldigini bilen bir cocuk bu demek ki olay farkindalik veya bilmemezlik degil. Cocuk kendini tuvalete gidecek rahatlikta hissetmiyor.

Bugun babasina "basamak" istedigini anlatmis kuzum. Evde tuvaletinin onunde basamagi var kendi cikip iniyor, ogretmenine anlatmis babasi bakalim cozum olacak mi.

Dun epey kafa yordum bu konuda.. Sikintimin kaynagi kesinlikle Kaan degil, Kaan tuvalet olayini bitirdi - cis, kaka ne zaman geliyor biliyor ve kendi kontrolunde yonetebiliyor. Benim endisemin ogretmen oldugunu farkettim. Ogretmen oglumu dinleyip gormuyor, meraklanmiyor sikintisinin ne oldugu konusunda... Bu Kaan'a ne hissettiriyordur kismi da beni endiselendiriyor ama o konuda da soyle hissettim. Kaan okula cok mutlu gidip cok mutlu donuyor demek ki mutlu :) Cisi kakayi uzerine yapmis olmak Kaan icin travmatik degil ama belli ki ogretmen icin travmatik :) Sanki birseylere tepki veriyor Kaan ve bu onu mutsuz etmiyor :) Elimden gelen bir sey de yok cunku gun icinde kendi yontemlerini kendileri bulmak zorundalar. Ben ve babasi oglumuza guvendigimizi gosteriyoruz, gerisini o halledecek :) Bakalim gun sonunda bizi nasil bir sonuc bekliyor.



 

Monday, November 5, 2012

Ben mi ayrilamiyorum oglum mu?

Bu sabah oglumu yuvaya ben biraktim. Hep babasi birakiyordu ve cogu zaman da el sallayarak gule oynaya gidiyordu yuvaya. Bu sabah okula giderken "anne okul?" demeye basladi anne de mi okula geliyor diye soruyor. Ben de anne seni birakip donecek sonra gelip seni alacak oglum dedim. Ama okula 3 adim kala kucak istedi ve okulda yaninda durdugum her dakika "anne okul?" diyerek benim de kalip kalmayacagimi sordu. Her ne kadar kalmayacagimi soylesem de giderken miziklanmaya basladi. Ben oglumla konusup ikna etmeye calisirken ogretmeni aliyim mi Kaani diye sordu ben hayir demeyince - tereddut ettim cunku konusarak ikna edebilecegimden emin olamadim - ogretmeni Kaani kapip bak cicek bocek diye uzaklastirdi. Kaan'in en sevmedigi sey aslinda bu - engellenmek.. Dikkatini baska seye cekmeye calisarak esas ihtiyac duydugu duygudan uzaklastirilmaya calismak. Ise de yaramiyor zaten oglum aptal degil ki, bebek hic degil. Tabii zaril zurul aglamaya basladi. Ama burada kabahat ogretmende degil, ben oglumu ikna edemeyecegimi dusundum - tereddut ettim. Cocuklar inanin boyle duygulari hemen kapiyorlar. Annem beni burada birakmaktan dolayi endise duyuyor iyisi mi ben annemi birakmayayim oluyor.. Dolayisiyla benden ayrilamayan oglum degil ondan ayrilamayan benim aslinda.. Isten ayrilinca duzenli olarak ben goturup getiricem, bakalim o zaman deneme yanilma yontemi ile birseyler yapicaz, bir yolunu bulucaz.
Oglumu aglarken okulda birakmak icimi burktu yine, aslinda aglamasi degil problem de engellenmis olarak ve "oo kaancim annen gittigi icin uzgunsun degil mi?" deyip once cocugu anlamaya calisacak birileri etrafinda olmadigi icin uzgunum birazcik. Yarin ogretmenlerle konusma gunu belki bunu aciklamaya calisirim ogretmenine.

Monday, October 29, 2012

O benim hayat dayanagim, can yoldasim

Bir bayan arkadasim grurla 8 yasindaki oglundan bahsediyor. "O da bana hayat arkadasligi yapiyor, bana destek oluyor, can yoldasi gibi, omzuna yaslaniyorum saclarimi oksuyor. Esim uzaklarda oldugunda..." Konusmanin gerisini dinleyemedim. Gozumde hemen su sahne canlandi.. Esi uzaklarda, esinin,hayat arkadasinin yoksunlugunu ceken bir kadin, ihtiyaclarini gidermek icin 8 yasindaki ogluna  yuklenmis, cocuk da annesine " hayat arkadasligi" yapiyor, annesinin ihtiyaclarini gideriyor.. Cocuklar bizlerin ihtiyaclarini gidermek icin dunyaya gelmemeliler, anneler onlarin ihtiyaclarini gidermeli. Anne hayatinda eksikligini hissettigi seyleri cocugunun varligi ile doldurmaya calismamali.
Bu bahsettigim arkadasi cok iyi tanimiyorum, belki de bu seviyede yasanmiyordur anlattiklari, benim kafamda canlanan senaryo bu oldugu icin yazmak istedim cunku bunu bu sekilde yasayan cok insan taniyorum hayatimda. Cocuk anneye destek olmaya, onun iyi hissetmesi icin elinden geleni yapmaya basliyor, anne iyi hissetmiyorsa cocuk kendini sucluyor ve daha cok cabaliyor, zamanla anne/cocuk iliskisi ortadan kalkiyor ve cocuk annenin arkadasi/sirdasi/yoldasi vs oluyor... Olmasin! Cocuklar annelerinin varligini, destegini sadece kendi ihtiyaclarinin giderildigi anne-cocuk iliskisine doysunlar once bir.. Cocuk dogal olarak zaten annesini sevecek, annesinin zor zamanlarinda onu anlayacak, yaninda olacaktir ama bundan kendini sorumlu hissetmemeli hicbir zaman. Annesinin mutsuzluguna sahit olabilir bir cocuk, elbette bizler de insaniz ama anne bununla basedebilecegini, bunun cocugunun sucu olmadigini acikca ortaya koyabilmeli.
Bazilarinizin "ne var ki bunda, cocuk annesinin saclarini oksuyormus hic oksamasin mi"dedigini duyar gibiyim. Bunu kastetmiyorum, elbette olabilir cok da hos bir manzara ama derinlerde verilen mesaj da o anlik sevgi paylasimi olursa guzel.. Ben oglunun omzuna yaslanmis, saclarinin oksanmasiyla kendinden gecmis anne manzarasinda ne goruyorum biliyor musunuz "oglum, iyi ki varsin! Baban yok ama sen varsin, bana cok iyi geliyorsun! Bu yoksunlukla sen olmasan basedemem ben canim yavrum! Annenin sana ihtiyaci var. beni sakin yalniz birakma" Bu cok buyuk bir duygusal yuk cocuk icin, cocuk annesinin ihtiyaclarindan kendini sorumlu gormeye baslar ve kendi ihtiyaclarini ikinci plana atar, annesinden annelik talep edemez olur cunku annesinin ondan talepleri vardir iyi hissedebilmesi icin. Bu boyle surer gider, zaman icinde bicim degistirir, ama cocuk kendi oldugu icin sevilmedigini eger annesine ihtiyac duydugu seyi veremezse sevilmeyecegini, kabul gormeyecegini dusunur. Surekli anneyi mutlu etmeye odaklanir ve kendi mutlulugunu gozardi eder.
Dedigim gibi, arkadasimla sohbetimden daldim bu konulara, onun ozelinde yasanan budur demiyorum sadece bana hissettirdigini yaziyorum. Biraz olsun farkindalik yaratabilirsem ne mutlu bana. Bir gun icinizdeki bir bosluk duygusunu cocugunuzun varligiyla doldurmaya calistiginizi hissederseniz o dakika herseyi degistirebilme potansiyelini yakaladiginiz an olacaktir.

Monday, October 22, 2012

Pinokyo'nun da annesi kiziyor muymus?


Cocuklarla ilgili hikayeleri can kulagiyla dinlerim hep ve kendime dersler cikartirim. Bunlardan birini de sizinle paylasmak istedim..

Bir arkadasim, adi KARDELEN olsun J Ogluyla iletisiminde zaman zaman gerginlesip bagirdigini, kizdigini hatta arada vurdugunu soylemisti. Ama bunun tamamen degismesine sebep olan bir sey yasamis. Ogluna Pinokyo masalini okurken oglu “annesi kizmis mi, vurmus mu?” diye sormus. Dusunurseniz cocuklar boyle sorular sorar zaten,  bazilarimizin hissedemeyecegi kadar spontan olarak cocugun aklina gelen bu soru masalla iligili gibi gozukse de aslinda cocugun dunyasindan cok onemli bir alinti. Onun gercekligini yansitiyor. “Hata yaparsam anne bagirir ve hatta vurabilir.” O yuzden masum bir sekilde masalda da bu detayi ariyor merakla.

KARDELEN bu soruyu duyunca gecistirmemis, hatta onda tamamen farkli bir duygusal surec baslatmis. Oglunun penceresinden goruvermis “bagirmak” ve “vurmak”eyleminin niteligini. Ve o gunden beri bagirmayi ve vurmayi rafa kaldirmis, boyle de olabiliyormus diyor. Ben cok etkilendim bu hikayeden.  KARDELEN diyor ki, “50 bin kere okumus da olsam „cocugunuzu oldugu  gibi kabul edin“ lafini cocugumu oldugu gibi kabul etmedigimi farkettim o an « 

Cocuklarimiz bazen bizi cildirtan, bize dogru gelmeyen seyler yapabiliyorlar. Sizi sinamak icin, sadece deneyip gormek icin, meraktan, kendilerini ifade edememekten vs vs.. bir suru nedenden oturu toplumun ve en onemlisi bizim kabul etmedigimiz davranislarda bulunabiliyorlar. Bagirmak ve vurmak o anda istenmeyen davranisi kesse de uzun vadede kalici bir etki yaratmiyor. Bu demek degil ki cocuga hic kizmayacagiz, elbette annenin sinirlarini bilecek cocuk. Arada bir annenin de cildirip bagirmasinda bir sakinca yok elbet J o zaman aa benim annem de insanmis diyecek cocuk, sabri tasabiliyormus J  yeter ki sureklilik gostermesin. Yeter ki cocuklarimizi bizim kabul etmedigimiz sekilde davrandiklari icin suclu/hatali/kabul edilmemis hissettirmeyelim. Anne olarak isimiz cooook zor ! Ama biz degiserek, hatalarimizi duzelterek cocuklarimiza en buyuk seyi ogretiyoruz «  herkes hata yapar ve degismek, gelismek mumkundur, anne icin bile »

Blogumda hikayelere yer verirken her zaman cozumu de beraberinde sunamiyorum. Cunku hepimiz farkli degerlere, farkli aile yapisina, farkli karakterlere sahibiz. Sizin cocugunuzun uygunsuz davranisinda bagirmamak yerine ne yapabilirsinizin cevabi maalesef bende yok. Ama farkindalik cozume giden ilk adim. Bagirip, vurdugunuz zamanlarda ne yaptiginizin bunun cocuk uzerindeki etkisinin farkinda olun yeter. Zamanla kendi cozumunuzu kendiniz uretebilirsiniz.

Boncuk uzulmus mu?

Bir arkadas davetinde Kaan beni yanina cagirinca cocuklarin odasina gittim ve cocuklardan birini duvarin kenarina buzusmus uzgun uzgun otururken gordum. Diger cocuklar oyuna dalmis farkinda degillerdi. Bu ufakligin adi BONCUK olsun :)

 Hemen yanina coktum, onun gibi duvara yapisip dizlerimi toparlayip minicik oldum.
 Ben - Boncuga ne olmus ?
 Boncuk - ….. ( ses yok ama onun hizasina inip onunla ilgilenmemden etkilendigini gorebildim. )
Ben- Boncuk uzulmus mu ?
Boncuk – …(urkek bir bakis ve kafa sallama)
Ben – Oooo, boncuk cok uzulmus..
Bu sirada diger cocuklar da birseyler oldugunu farkedip etrafimiza toplandilar, hepsi oturdular :) belki de oyun oynuyoruz sandilar..
Ben- Boncuga nasil yardimci olabiliriz ?
Cocuklar hoplayip ziplamaya boncugu oyuna davet etmeye calistilar kendilerince, onu guldurmeye calistilar.
Ben – Boncuk gulmek istemiyor mu ?
Boncuk – …. (kafa sallar hayir manasinda)
Ben – O zaman hadi hepimiz uzulelim (suratimi komik ama uzgun bir sekle sokarim)
Cocuklar da beni izler..
Boncuk - .. (biyik alti ufak bir gulumseme…)
Ben – Artik gulebilir miyiz ?
Boncuk – ….(kafa sallar hayir manasinda.)
Ben – Hadi yine uzulelim o zaman, Boncuk bize soylesin ne zaman gulmek istedigini.
Boncuk – … (biraz duraklar ve baslar gulmeye :) )

Yaptigim ne oldu diye dusundugumde farkettim ki Boncugun uzgun hissetmesini kabullendim, onun seviyesine indim, empati yaptim. Ne oldu- neden oldu diye sorgulamadim, sen de sunu yap bunu yap demedim. Sadece onun icin orada oldugumu gosterdim ve duygusunu adlandirdim, yasamasina izin verdim. Hatta cocuklar da dahil olunca daha etkili oldu sanirim. Ve kendi kendine uzuntusunu atlatabildi.
 Cocuklarimizin duygularini adlandirir onlara bu duyguyu yasamalari icin alan tanirsak bu duygularin normal oldugunu, yanlis bir sey yapmadiklarini hisseder ve etkisinden cabuk kurtulurlar. Kendini, duygularini ifade etmekten korkmayan cocuklar yetistirebilmemiz dileklerimle….

Tuesday, October 9, 2012

Tehdit ederek korkutarak egitim?

Cok moralim bozuldu :( az evvel bakicimiz Chassy ile konustum. Kaan yemegini yedi mi diye sordum, yuvada yediler. Yemiyormus ama ogretmeni "yemezsen Chassy seni almaya gelmeyecek" demis ve oglum yemis :( Bunu gulerek anlatiyor bana Chassy. Aksam chassy ye bunun pek de iyi bir egitim yontemi olmadigini soyliycem ama ogretmene bu mesaji nasil iletmeliyim? Ya da iletmeli miyim? Canim sikildi cok:( benim yontemim, yemek onune sunulur yemiyorsa yemez, ac kalir ve zaten daha sonra oturup yiyor. Ama yemezsen annen gelmez, yok seni buraya terkederler gibi cocugun psikolojisine saldiri yontemi ile terbiye etmek bana hic uymaz! Bir yolunu bulmaliyim ogretmeni ile haberlesmenin. Bunu soyleyen ogretmen mi yoksa sinif asistani mi once onu ogrenmeliyim tabii bir egitmenin agzindan bunu duymak endisemi daha da katlayacak cunku. Boyle bir seyi soylemek bunun dogru olduguna inanan birine hakaret gibi de gelebilir. Kimseyi suclamadan, kendi dogru bildigim ve cocugum icin en iyisi olduguna inandigim seyi ogretmenine aktarabilmeliyim. Daha gun icinde goremedigim farkina varamadigim ne gibi tehdit unsurlari kullaniliyor acaba :( ogretmenin oglum uzerinde birakacagi izler annesininki kadar derin ve kalici olmayacak buna inaniyorum ama yine de neden oglumun boyle bir baskiya maruz kalmasina seyirci kalayim ki? Cocukken beni de boyle terbiye etmisler sanirim yoksa bu kadar canim yanmazdi bu olaydan. Biraz daha dusuneyim bakayim..

Sunday, October 7, 2012

Kuzu ogluma kurt olmayi ogretmek istiyorum

Kaan'in en sevdigi arkadasi Bora, benim arkadasim Duygu'nun oglu. Bora Kaan'dan bir bucuk yas buyuk. Onceleri beraber oynayamiyorlardi ama artik dialog kurup birlikte oynayabiliyorlar. Bu aralar Bora ile Kaan birlikte daha fazla zaman gecirme firsati buldular ben de onlari daha fazla gozlemleme firsati buldum elbette.
Once mizaclarindan bahsedeyim. Kaan sakin, yavas hareket eden, temkinli bir cocuk. Bora da sessiz bir cocuk ama ofkesini ifade edebilen bir cocuk yani damarina basarsaniz teror estirebiliyor. Ikisinin de ortak noktasi "arabalar". Dun butun gun beraberdik ve butun gun Kaan Bora'nin elindeki arabayi isteyerek gecirdi. Ama olay su veya bu araba degil "boranin elindeki araba" ;) bora da tabii saldiriya ugramis gibi hissettiginden surekli bir arabasini koruma-kendi ustunlugunu ortaya koyma derdinde. Kaan her seferinde beni surukler "anne gel" giderim, arabayi benim almami ister hayir oglum, Bora senin arkadasin ve birlikte oynamanin bir yolunu bulmalisiniz, boradan iste, git al istedigin arabayi vs seklinde cesaretlendirmeye calisirim. Oglum kendince sunlari denedi:
- boraya gider ve "i want" der... Tepki yok tipis tipis geri doner
- boraya cesit cesit baska araba verir "bu bu bu" der tabii ki sonuc alamaz
- bazen bora arabayi bosta birakir git al oglum derim ama gidip almaz cunku boradan korkar, o alana kadar bora gelir alir arabayi
- boranin onunde yuzune dogru yaklasip en sirin haliyle guler bakar ki bora gulmuyo "bora hahahahah" der :) akli sira borayi guldurmeye calisiyor

Ara sira arabayi alabildigi her anda sevinc cigiklariyla bi iki dakka oynar ama sonra bora gelip zorla elinden alir ve kaan aglar..bu senaryolar rahat on kere yasanmistir heralde dun. Ogluma sunlari ogretmeye calisiyorum:

- istedigin seyi git al ve sonucuna katlan. Maalesef bugune kadar zaten kuzu olan oglumu oyle cok tembihlemisim ki cocuk sinira bile yaklasamiyor, arabaya ici gidiyor ama sonunda dayak yiyecegini bildiginden elini atip da almiyor.
- biri elinden oyuncagini alirsa "oyuncagimi alamazsin buna hakkin yok" de.. Su anda salya sumuk aglayip bana kosuyor. Tabii ki aglayacak, uzuldugu icin aglasin da ama karsisindakine hayir demeyi de ogrensin istiyorum.
- biri ona saldirdiginda kendini koruyabilsin. Yani bu nasil olacak bilmiyorum, ufak bir cocuga vurmanin hem kotu bir sey oldugunu ama ayni zamanda ona vurmaya kalkarlarsa nasil engel olacagi nasil ogretilir hic bilmiyorum. Ben sadece bana vurmaya hakkin yok de oglum diye ogutluyorum artik. Kacar mi, bagirir mi geri mi vurur kendi yontemini kendi bulacak. Dun boradan hirsini alamayinca gitti bebeklere (arkadasimin on aylik ikizleri) vurmaya kalkti. Vurma sakin demek yerine,  durdurdum ve bana vur oglum dedim. Sasirdi, bana vurdu ama oyle nazikce ki sanki kirilacakmisim gibi. E tabii bugune kadar sakin vurma oglum vurmak hiiiic guzel degil diyen anne simdi kalkmis vur oglum diyor. Elbette ki herseyi vurarak ifade etmesin ama eger icinden vurmak geldiyse vursun bakalim bu bizi nereye goturecek. Eger siniri asarsa o zaman sinirin altina cekmeye calisirim. Ama sinira yaklasmamis iki yasinda bir cocuga vurmak iyi degil sakin ha deyip kendi endiselerimi yatistirdigim icin kaanim sinira yaklasamiyor bile. Kaanin borayi en iyi arkadasi secmesinde bunun etkisi oldugunu da duusunuyorum. Cunku bora kaanin olmak isteyip de olamadigi seyleri temsil ediyor. Kendimi kotu hissediyorum oglumu baskilamis olma fikrinden dolayi ama farkina varip duzeltmek icin cabaladigim icin de umutluyum.

Saturday, September 29, 2012

No no no krizi

Dun aksam 2.5 yasindaki oglumla aramizda gecen krizi ve nasil cozumlendigini paylasmak istiyorum.
Cok guzel bir gunun ardindan eve geldigimizde Kaan artik cok yorgundu. Uyku saatini de biraz gecirmistik. Evden iceri girdigimizde No'lar basladi..
Anne - Hadi oglum gel ellerimizi yikayalum
Kaan - No no no no!
neyse ona ikna edebildim.
TV actik, normalde cars movie karsisinda mayisir ve uyku moduna gecerdi ama benim pijamalariyla yaklastigimi gorunce "no uyu - no uyu" diye cirpinmaya basladi. Yorgunluktan yaptigini bilmeme ragmen usteledim ve zorla uzerindekileri cikarmaya basladim. O hiddetlendikte "kizicam bak" diye ben de hiddetlenmeye basladim. Kendi sesimi duyup, benim de yorgunluktan biraz sabirsiz davrandigimi farkedip geri cekildim. Ne bez ne t-shirt hicbisi istemedi uzerinde ben de hepsini cikarttim. Cirilciplak biraktim onu oylece, tamam oglum sen biraz agla rahatla ondan sonra konusalim dedim.
Aglaya zirlaya evin bir kosesinden obur kosesine gitti geldi - bir yandan yan gozle beni ve tepkilerimi izliyor. Gayet sakin davrandim. Bir koltuga oturdum ve bekledim. Ben buradayim oglum, aglaman bitince bana gelebilirsin dedim. Herhalde bi 5-10 dakka surdu mizirdamasi. "yok yok yok" deyip gezindi durdu cirilciplak. Sonra odasina gidince babasi ile konusmasini duydum - babasi dogru zamanda yaklasip bez giydirebilir miyim diye sordu o da evet dedi. Ben de yanlarina gidip pijamani giydirebilir miyim oglum dedim "evet, Kaan iiiiiiiiiiii (aglamasini taklit ederek)" dedi. Ben de evet oglum Kaan cok yorulmus, kiyafet giymek istememis dedim. Simdi giymek istiyor annesi de ona yardim ediyor dedim. Eveet dedi. Hosuna gitti.
Kaan aglamaya basladigina gecen gun okudugum "kirik biskuvi" hikayesi geldi aklima. Cocuklar gun icindeki travmalari aglayarak atabiliyorlar. Ben de oyle dusundum, gunun yorgunlugunu aglayarak atti uzerinden. O yuzden yapilacak en iyi seyin israr edip zorla giydirmek yerine onu kendi haline birakmak olduguna karar verdim. Baski yapip hayir benim dedigim olacak seklinde davranmak yerine ona firsat tanidim duygularini yasamasi icin. Ve sonra rahatlayinca o da ikna oldu zaten giyinmeye. Bu sadece dun aksam degil, ara sira yasadigimiz bir olay aslinda. Her zaman boyle soguk kanli davranamayabiliyorum o zaman da annesinin "insan" oldugunu goruyor oglum :) Yani ben de makine degilim ki onun her onaylamadigim hareketi karsisinda melek sakinligi ile yaklasayim. Ama herseyin fazlasi zarar, ne surekli melek ne de seytanim. Bazen oglunu duymayan - cildirmis anneyim bazen de anlayisli - melek anneyim. Ben her ikisiyim  :)

Saturday, September 22, 2012

Kolumdan cekistirme anne!

Etrafimdaki anne-cocuk davranislari benim icin en buyuk uyaran, surekli izliyorum ve analiz ediyorum. Yine haftasonu karsilastigim bir manzarayi aktarayim:
Otelde lobideyim, bir yaslarinda bir bebek emekliyor sonra kalkip yuruyor surunuyor vs..etrafinda kimseyi goremiyorum o sekilde dikkatimi cekiyor cunku sus havuzuna dusebilir.. Sonra bir zaman sonra bir kadin sinirli sinirli hizli adimlarla lobiye dogru geliyor bir bakiyorum ayni cocugun koluna yapismis resmen surukluyor,  anne onde cocuk arkada. Tahminim cocuk uzaklasti anne sinirlendi ve kendince dislin uyguluyor ofkesini ve gucunu cocuga gostererek..
Anne ne hissediyor: kizgin, bikkin "ufff bi durmadin yerinde ki rahat edeyim, gozden kaybolma uzaklasma demedim mi ben sana, ne bicim cocuksun"
Cocuk ne hissediyor:
saskin  cunku tek yaptigi kendi olmak, yurumek, surunmek, kesfetmek, oynamak.. Ama demek ki yanlis yapmisim diye hissediyor cunku anne kizdi
Caresiz cunku kolundan tutmus anne "benim yanimda sen bir hicsinn" dercesine kuvvet uygulayarak cocugu pesisira surukluyor,
Uzgun cunku neyi yanlis yaptigini anlayamadi ve istedigi seyi yapmaktan alikonuldu.

Bunlar benim yorumlarim elbette gercekte durum neydi anne cocuga ne soyledi vs bilmiyorum. Ama uzaktan gorunen bundan ibaretti. Inanilmaz ofkeleniyorum boyle manzaralara, o cocugun caresizligini uzuntusunu taa yuregimde hissediyorum. Elimde olsa o kadini aynen onun yaptigi gibi kolundan tutar pesimden aynen oyle suruklerim ki anlasin ne kadar kotu bir his oldugunu.

Bu sekilde annesi tarafindan disiplin adi altinda saga sola cekistirilen, nedeni aciklanmadan istediklerini yapmaktan alikonan cocuklar ileride guvensiz, adim atmaktan korkan yetiskinler olabilirler. Ya da anneye tepki olarak surekli toplumun kabul etmeyecegi davranislarda bulunan insanlara donusebilirler. Ya da kendini kabulettirebilme kaygisi ile hepmdogrulari yapmaya calisip mutsuz olabilirler. Her durumda cocugun saglikli bir ruh hali ile buyume hakki elinden alinmis oluyor.... Cok uzuluyorum. . .


Thursday, September 20, 2012

Esra SERT "Aglamak Guzeldir"

2.5 yasinda bir oglum var ve onun ruhsal gelisimine herseye dikkat ettigimden cok daha fazla onem veriyorum. Burnu aktiginda silmesem, bir gece karni ac uyutsam icim yanmaz ama onun kirildigini, ruhen yaralandigini hissedersem onarmak icin elimden geleni yaparim, gece gunduz ne yapabilecegimi dusunurum. Bu yuzden blogumda cocuk gelisimi ve psikolojisi uzerine cok sey yazacagim sanirim. Iste az evvel facebook uzerinden denk geldigim bir yazi. Acemi Anne blogunun yazari Esra Sert'in ntvmsnbc de yayinlanan bir yazisi.. Begendigim yerleri renklendirdim.

"Üç yaşındaki kızınız yuvadan gelmiş, sizden kurabiye istiyor. Evde bir tane kurabiye kalmış o da kırık. Kızınız kırık kurabiyeye bakıyor ve ‘’ama bu kırık’’ diyerek avazı çıktığı kadar ağlayıp bağırmaya başlıyor, kendini yerden yere atıyor.
Şaşkınsınız, ne yapacağınızı bilmez haldesiniz. Bu durum karşısında nasıl davranırdınız? Sizin için ben sıralayayım:

-‘’Kızım, hiç bu kadar küçük bir şey için ağlanır mı, göz yaşına yazık’’ diyerek ağlamasının ne kadar anlamsız ve gereksiz olduğunu ona anlatmaya çalışırsınız.

-Kızınızın davranışının şımarıklık olduğunu düşünür, kızar ve ona ağlaması bitinceye kadar odasından çıkmamasını söyleyerek, bu tür davranışları kabul etmeyeceğinizi gösterirsiniz.
-Ağlamasına dayanamaz, hemen en sevdiği çizgi filmi açıp susturursunuz.
-‘’Yeter senin bu şımarıklıkların artık’’ diyerek, bağırıp çağırır hemen susmasını söylersiniz.
-‘’Koskoca kız oldun, bak bilmem kim hiç böyle boş yere ağlıyor mu’’ diyerek olumlu örnekleri göstererek davranışını değiştirmeye ikna etmeye çalışırsınız.
Böyle bir durum, en az bir iki kere her anne babanın başına gelmiştir. Türkiye’yi ziyaret eden Amerikalı yazar/psikolog Aletha Solter, bu insanlık haline ‘’kırık kurabiye’’ fenomeni diyor.
Çocuğun ağlama nedenin, kurabiyenin kırık olması ile uzaktan yakından ilgisi yok. Sadece biriktirdiği stres ve yaşadığı travmaları boşaltmak için ağlamaya ihtiyacı var.
Kurabiye sadece pimi çekiyor. Yukarıda saydığım hiçbir yaklaşım, bu çocuğa yardımcı olmuyor. Yapabileceğimiz en iyi yardım, çocuğun ağlamasına izin vermek. Gerekirse bir saat. Dikkatini dağıtarak, konuşarak, emzik vererek bu ağlamayı kesmemek. Ve tabi ki çocuğunuzun yanında kalmak, eğer izin veriyorsa ona sarılmak.
Vermiyorsa, arada sarılmayı teklif ederek, anlayışla şefkatle sakince yanında oturmak. Belki onu çok bunaltmadan; ‘’çok üzgünsün/kızgınsın anlıyorum, seni seviyorum’’ gibi sözlerle ona destek olmak.
İlk yazıda anlatmıştım; Solter’e göre; çocukların uygunsuz/agresif davranışlarının 3 ana nedeni oluyor.
-Karşılanmamış meşru bir ihtiyaç (Açlık, ilgi, oyun ihtiyacı, dinlenme)

-Bilgi eksikliği

-Travma/stres birikmesi

 Burada yaşanan ise brikmiş strese yani üçüncü maddeye giriyor.
Çocuklar gün boyu birçok stres ve travma yaşıyorlar. Bizim gibi telefon açıp bir arkadaşlarıyla dertleşemiyorlar, ne yaşadıklarını ifade edemiyorlar.
Yani stresi boşaltma, travmayı iyileştirme yöntemleri sınırlı. Ve hemen hemen her türlü agresif/istenmeyen davranışın altında bu boşaltma ve iyileştirme kanallarının yetişkinler tarafından kapatılması yatıyor. Çocuğunuzun ne hissettiğini reddetmek yerine, bu kanalları açtığınız anda daha uyumlu bir çocuğunuz oluyor.
Solter’e göre 2 önemli stres boşaltma kanalı var.
-Konuşma ve gülme
-Ağlama
Bir çocuk hastanesinde yapılan araştırma ilginç. Araştırma, hastaneye yatan iki farklı grup çocuk üzerinde yürütülüyor.
Bir grup çocuk hastaneye yatırıldığı için ağlıyor, bağırıyor ve son derece uyumsuzlar. İkinci gruptaki çocuklar ağlamıyor ve hiçbir uyumsuzluk göstermiyor.
Üç ay sonra aynı çocuklar tekrar inceleniyor. Ağlayan çocukların, hastane hayatına tamamen uyum sağladıkları ve hiçbir sorun yaşamadıkları anlaşılıyor.
Ağlamayan çocukların büyük bir kısmında ise; fobiler, kabuslar, öğrenmek güçlükleri, yeme bozuklukları görülmeye başladığı anlaşılıyor.
KENDİ ÇOCUKLUĞUNUZ ÇIKAGELİRSE…
Seminer sırasında Solter, benim üzerimde bir vaka çalışması yaptı. Biz de yakın zamanda kızımla üst üste iki kez kırık kurabiye vakası yaşadık.
Ladin, durduk yerde benden bacağına yara bandı yapıştırmamı istedi. Yapıştırdım ve yara bandını beğenmeyerek tabiri caiz ise cinnet geçirdi.
Yaklaşık 15-20 dakika bağırarak ağladı, kendini yere attı, odasındaki hemen tüm oyuncakları yere fırlattı.
Bir kaç kere sarılmayı teklif ettim istemedi. Ben de yanında sessizce oturdum. Sonra, tam gaz sinir krizi geçirirken bir anda gözü yerdeki bir puzzle parçasına takıldı ve hiçbir şey olmamış gibi oturup puzzle yapmaya başladı.
İkinci vaka çok daha ilginçti. Ladin ile son derece sakin bir şekilde okula gittik. Okulun kapısı açıldı ve Ladin okula gitmek istemediğini söyleyerek çığlık çığlığa bağırmaya başladı.
Eve geldik, benden makyaj fırçamı istedi vermedim, ağlamaya başladı. Emzik istedi (sakinleşmek için), ağlamaya devam etmesini istediğim için vermedim.
Deliye döndü. Sarılmayı teklif ettim istemedi. Susturmadım ama, bir noktada ona yardım etmek için yanında olmaz hale geldim. Kayıtsız ve donuk bir ruh hali... Hatta yalnız kalma isteği...
Hemen bunun ardından kendi çocukluğumdan bir sahne gözümün önüne geldi. Avazım çıktığı kadar ağlıyorum ve annem; ‘’ağlamayacaksın, sus diyorum sana’’ diye bana bağırıyor.
Ne hissettiğimi bugün gibi yaşadım. Büyük bir kırgınlık ve ağlama isteği. Daha sonra hiçbir şeyi düşünerek yapmadım.
Sadece yaşadığım bu deneyim, bir şekilde bana birden tekrar kızıma yardım etmek için aradığım gücü ve motivasyonu verdi.
Yanına gittim, onu kucağımda gezdirebileceğimi söyledim. Bir süre geze geze ağladı. Sonra sakinleşti. Sakinleşince ona; ‘’neden üzgün olduğunu sordum.
Bugün ne oldu?’’ dedim. ‘’Sen anlat’’ dedi. Ona sabah uyanmamızdan itibaren neler yaşandığını teker teker anlattım. İnanılmaz bir dikkatle dinledi.
Okulda yaşadığı ağlama krizini anlatırken; ‘’okulda bir şey seni üzüyor. Ne üzüyor?’’ dedim. ‘’Sen söyle’’ dedi. ‘’Küçük bir değişiklik oldu. Sınıf öğretmenin değişti ama Gizem hala senin öğretmenin ve seni çok seviyor’’ dedim ve kollarımda hıçkırarak ağlamaya başladı.
İlerleyen saatlerde okula kendisi gitmek istedi, ertesi gün de bir problem yaşamadık.
Aletha Solter, eğer otomatik pilotta anne/babalık yaparsak, kendi anne babamız gibi davrandığımız söylüyor. Çocuğunuzu, kendi yetiştiriliş şeklimizden daha farklı yetiştirmek istiyorsanız, bu çaba ve farkındalık gerektiriyor.
Eğer çocuğunuzla ilgili bir durum karşısında, huzursuz, donuk, paniklemiş hissediyorsanız, genellikle kendi çocukluğunuzdan bir travma tetiklenmiş oluyor. Bende olduğu gibi. Ve genellikle çocuğunuza yardım edemez hale geliyorsunuz.
Ama kendi içinizdeki kanalları açıp bu anıların dışarı çıkmasına izin verirseniz, o zaman çocuğunuza yardım etmenin gücünü motivasyonunu size bu anılar veriyor.
Aletha Solter, çocuğumuz istenmeyen bir davranış içinde olduğunda öncelikle şu soruları kendimize sormamız gerektiğini söylüyor.
Ben ne hissediyorum ? (İlk hissettiğiniz şey önemli)
Çocuğum şu anda bana kimi hatırlatıyor ?
Çocuğumun davranışı neden kaynaklanıyor olabilir ?
(Bir önceki yazıdaki 3 nedenden biri)
Bu sorunu nasıl çözebilirim?
Solter bu egzersizi hepimize yaptırdı. Siz de çocuğunuzla ilgili ‘sorunlu’ gördüğünüz bir davranış için evde bu egzersizi yapabilirsiniz.
Çocuk büyütüyorsanız kendi çocukluğunuzla yüzleşmeniz kaçınılmaz. Ve unutmayın büyüklerin travma iyileştirme mekanizmaları da çocuklarınkinden çok farklı değil. Özetle; ağlamak sizin için de güzeldir çocuğunuz için de."